B2 House by Han Tümertekin, a stone and concrete volume on a hillside above the Aegean at Büyükhüsun, Ayvacık

Mimar imzalı bir ev önce yapısından değil, tasarım niyetinden bozulur.

Kapak: B2 Evi, Büyükhüsun, Ayvacık — Han Tümertekin, 2001. Fotoğraf © Cemal Emden. Mimarın izniyle yayımlanmıştır.

Ayvacık’ın Büyükhüsun köyünde, denize bakan bir yamaçta taş ve betondan bir kütle duruyor. Han Tümertekin 2001’de iki kardeş için tasarladı. Bir istinat duvarının üstüne bir heykel gibi yerleşti. Servis mekânları kalın kuzey duvarının içine gizlendi; yaşam alanı manzaraya bırakıldı. 2004’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü aldı. Jüri bu evi, peyzajla ve yerin tarihiyle kurduğu uyum için seçti.

Bu cümlelerin her biri bir karar. Duvarın kalınlığı bir karar. Taşın hangi ocaktan geldiği bir karar. Servisin görünmemesi bir karar. Bir eseri bina olmaktan çıkaran şey de bu kararların toplamı.

Soru şu: Teslim günü mimar o evden çıktıktan sonra bu kararları kim taşır?

Teslim günü

Her detayı hesaplanmış bir ev düşünün. Işığın hangi saatte hangi duvara düşeceği, derzin neden o genişlikte bırakıldığı, kulpun neden o ağırlıkta seçildiği. Teslim günü mimarın son resmî ziyaretidir.

Ertesi sabah ev başka ellerdedir: bir bakıcı, bir havuzcu, üç tedarikçi ve bir WhatsApp grubu. Hepsi iyi niyetlidir. Hiçbiri o kararların nedenini bilmez.

Bina yaşlanmaz, önce niyet aşınır

Son yirmi yılda Ayvalık’tan Urla’ya, Urla’dan Bodrum’a Ege kıyısında çok sayıda mimar imzalı konut yapıldı. Sahiplerinin çoğu yılın büyük bölümünde orada değil.

Bu evlerde ilk bozulan şey yapı değildir. İlk bozulan, tasarım niyetidir.

Yanan bir ampul, eldeki renk sıcaklığıyla değiştirilir ve salonun akşam ışığı bir daha aynı olmaz. Kırılan bir kulbun “aynısı” bulunamaz, en yakını takılır. Mimarın nefes alsın diye açık bıraktığı taş derzi, bir nem lekesi çıktığında bulunabilen ilk silikonla kapatılır. Nem bu kez taşın içinde kalır.

Bunların hiçbiri tek başına büyük bir hata değildir. Ama üç yılın sonunda ev, mimarın teslim ettiği evin tercümesi olur. Hem de kötü bir tercümesi.

Bakım ile emanet arasındaki fark

Bakım sistemi binayı yaşatır: filtre değişir, pompa çalışır, çatı akmaz.

Eseri yaşatmak başka bir iştir. Bir onarımın teknik olarak doğru, mimari olarak yanlış olabileceğini bilmeyi gerektirir. Nem sorununu çözerken taşın dokusunu korumayı, aydınlatmayı onarırken ışığın niyetini korumayı gerektirir.

Bu ayrım yazılı değilse, ikinci yıldan sonra mimarın detay kararlarını tutan kimse kalmaz. Kararlar unutulduğu için değil, kimse onların sahibi olmadığı için kaybolur.

Rezidansın hafızası

Bir evin gerçek kullanım kılavuzu çoğu zaman hiçbir yerde yazılı değildir. Hangi taş, hangi ocak, hangi yüzey işlemi. Hangi usta taktı. Hangi detaya neden dokunulmamalı. Hangi malzeme hangi mevsimde nasıl davranır.

Bu bilgi genellikle iki yerde kalır: mimarın kafasında ve dağınık bir e-posta zincirinde. İkisi de sahadaki ev için erişilemezdir. Bu yüzden bir evin, bir şey ters gitmeden çok önce yazıya geçmesi gerekir.

Sorunlar birikince ev sahibi mimarı arar. Mimar sorunu tanır, nedenini bilir. Ama sahada eli, ekibi ve zamanı yoktur. Telefonlar sürer, sorun birikir, ilişki yorulur. Eser yavaşça başka bir şeye dönüşür.

Mimarın kaldığı örnekler

Bodrum’un kuzeyinde, Mandalya Körfezi’nde Turgut Cansever, Emine ve Mehmet Öğün ve Feyza Cansever’in tasarladığı Demir Tatil Köyü 1987’de tamamlandı, 1992’de Ağa Han Ödülü’nü aldı. Yerel taş ve ahşapla yapılan otuz beş evin her biri farklı bir kütle ve biçimdeydi. Ağaçları, toprağı ve kıyıyı koruma ilkesi tasarımın parçasıydı.

Bu örneği önemli kılan bir ayrıntı daha var: Cansever burada yalnızca mimar değildi. Araziyi edinen, projeyi geliştiren ve uygulayan da oydu. Tasarım niyeti ile uygulama aynı elde kaldı.

Nevzat Sayın'ın Dikili Yahşibey köyündeki taş evi, Bihrat Mavitan Evi
Bihrat Mavitan Evi, Yahşibey, Dikili — Nevzat Sayın (NSMH). Fotoğraf: mimarın izniyle / Ağa Han Mimarlık Ödülü arşivi.

Dikili’ye komşu Yahşibey köyünde Nevzat Sayın’ın 1999’dan itibaren tasarladığı taş evler başka bir yoldan aynı sonuca vardı. Önce tek bir evle başladı, sonra köyde birkaç ev daha geldi. Yerel taşla yapılan cepheler, köyün geleneksel yapım biçimini yeniden canlandırdı. Bir mimarın ısrarla aynı yere dönmesi, bir köyün dokusunu değiştirdi.

İki örnek de aynı şeyi gösteriyor: Bir eser, onu tanıyan biri yanında kaldığında yaşar.

Ama çoğu evde mimar kalamaz. Kalması da beklenmemelidir. Mimarın işi bir sonraki eseri tasarlamaktır.

Boşluk

Bugün ev sahibi ile mimar aynı boşluğun kenarında duruyor ve birbirinden yardım istiyor.

Ev sahipleri artık yalnızca “evi kim tasarlayacak” diye değil, “evi kim işletecek” diye soruyor. Mimarlar, eserlerinin üçüncü yılda başkalaştığını görüyor ve bunun önüne geçecek bir araçları olmadığını biliyor. Ev sahibi mimarı arar; mimarın ise sahada arayacağı kimse yoktur.

Arada eksik olan bir kişi değil, bir katman: mimarın niyetini bilen, sahada karar verebilen ve onarımı tasarımla uyumlu yapan bir işletme katmanı. Mimarın yerine geçmeyen, mimarın sahadaki uzantısı olan bir katman.

Böyle bir katman varsa nem sorunu çözülür, ama taş korunur. Aydınlatma onarılır, ama akşam ışığı aynı kalır. Mimar yalnızca bir tasarım kararı gerektiğinde aranır. Ev sahibi de evini tasarlayan kişiyle evini yaşatan kişinin aynı tarafta durduğunu bilir.

Teslim bir başlangıçtır

Mimari bir eser, işletme tarafında bir karşılık hak eder. Bu karşılık bir tesis yöneticisi değildir. Evi bir kompozisyon olarak okuyan, her onarımı o kompozisyonun içinde yapan bir emanettir.

Teslim, eserin sonu değildir. İşletmesinin başlangıcıdır.

Tamamlanan bir evin tasarlandığı gibi kalmasını isteyen ev sahipleri ve mimarlar için — mimarın niyetiyle uyumlu saha denetimi, onarım koordinasyonu ve mal sahibi temsili: Mal Sahibi Temsili →

Author

Hikmet Şükrü Ertangün